PATTAYA
Hani yazmıştım ya, Phi-Phi adasına giden balayı çiftlerine 10 yıl evlilik
garantisi veriyoruz diye... Hah işte, Pattaya’ya karı-koca gidenlere de bir
haftada boşanma
garantisi veriyoruz...
Pattaya her erkeğe 40 kadının düştüğü bir sahil kasabası. Bu
durumda bana sorsanız Karınızla Pattaya’ya gider misiniz? bende size
sorarım: Peki, siz restaurant’a sefertası ile gider misiniz?
Aslında Pattaya, denizi, eğlencesi, çevre gezileri ile
gerçekten ideal bir tatil beldesi. Orman içinden başlayarak, denize kadar inilen
Fil Safarisine katılmadan, Million
year stone park’ı
görmeden, oltadaki tavuğa gölden ok gibi fırlayan timsahları beslemeden,
bakıcısının kafasını ısırmayan kaplanlarla, timsahlarla, zehir kusan kobralarla,
sarmaş dolaş boyna dolanan pitonlarla fotoğraf çektirmeden,
500 hektarlık alana kurulmuş
Botanik ve Orkide bahçelerine sahip Nong nooch tropical garden & Dance show’u,
evlilik seramonisini, dünyaca meşhur sonu çok sürprizli ALCAZAR
show’u görmeden dönülmeyen bir tatil beldesidir PATTAYA...
Ayrıca deniz tatili isteyenlere, Mercan adası, kızgın kumu, iyi pişmiş ızgara
balıkları ve buz gibi biraları ile sizi bekler. Canınız kumar mı çekti?
Malezya’ya günübirlik kumar turuna kaçabilirsiniz. Restaurantların havuzlarında
olta ile karides veya ıstakoz avlayıp, onları canlı-canlı kaynar suya
attırabilir (çığlıklarını duyabilir) veya ızgara yaptırabilirsiniz. (kızmaca
yok.. onlar günahkar karidesler, böyle pişiyor bunlar)
Biz seyahat acentaları, Bayii turlarını genellikle Pattaya’ya
yaparız. Bayii turu dediğimiz de aslında promosyon gezisi. Şirketler satış
potansiyelini arttırmak için kotaları tutturan bayiilerine bu tür geziler hediye
ederler. Bayiler de ağırlıklı olarak Anadolu esnafıdır ve defalarca bu tür
gezilere katılmışlardır. Son turumda, ilk defa böyle bir tura hem de uzakdoğuda
katılan bir bayii, yanıma yaklaşarak fısıltıyla sordu.
-Abi, burada ki kadınların burnu yuvarlak, gözleri üçgen. Acaba diğer
organlarında da farklılık var mıdır?
-Vardır kardeşim. Kare onlarınki.
-Uymaz ki abi?
Neyse; Gelelim Tayland’ın meşhur masajına.
Çeşitleri var. Yağlı, Yağsız, Ayak, Yüz, Baş, El, Tai
SPA ve Body... Kimi ağrıyan, kimi de sızlayan! bölgelerine göre seçim
yapıyor.
Ben ayağı ağrıyanlardan biri olarak 1,5 saatlik masajın 1 saatini gıdık kriziyle geçirdim. SPA’yı ise genelde kızlar tercih ediyor. Anlatılanlara göre orana-burana çiçek-böcek krem falan sürüp hoş kokular yayarak bi ton para alıyorlar. Gelelim Body masajına. Bu da kendi içinde ikiye ayrılıyor. “İşlem sonu şifreli veya şifresiz”. Sistem şöyley-miş... miş diyorum, çünkü gidenler anlatıyor. Ben, asla böyle şeyleri tasvip ve tavsiye etmiyorum. ASLA !
Rivayete(!) göre; yer “Sabai Land”. 5 katlı eski bir otel. Alt katı akvaryum diye adlandırılıyor. Camın arkasında yaklaşık 100 civarı harbi diplomalı masajcı kız var. Niteliklerine göre ayrı bölümlerde oturuyorlar. Her birinin boynunda bir numara asılı. Camın arkasında kalan ve kızlara bakan barda otururken talep ettiğiniz kızın numarasını “baş memur!” a söylüyor ve onun verdiği fişle kasada ödemenizi yapıyorsunuz. Masaj ücretleri nitelik, yetenek ve güzelliklerine göre 2,3 bin baht arası değişiyor. (1 dolar=40 Baht). Budha Selamı ile sizi karşılayan masajcı kız ile yukarı çıktığınızda loş ışıklı, hoş müzikli, jakuzili, su yataklı, yuvarlak karyolalı, berjer koltuklu, duvar ve tavanları aynalı bir oda sizi bekliyor.
Berjer koltukta oturup, Tavşan kılıklı garson kızın getirdiği egzotik kokteylinizi yudumlarken, masajcı kız, tüm giysilerinizi adeta törenle çıkartıyor. İçkinizin son yudumlarını jakuzide alırken, o diğer uçta ayaklarınıza masaj yapıyor. Daha sonra köpür-köpür köpürttükleri su yatağına sizi yüzüstü yatırıyorlar. 40 kiloluk Tai kızlarının kalça kemikleriyle vucudunuzun herbir bölgesine yaptıkları body masajı sizi inim inim inletebiliyor.....muş.
Daha
sonrasını bilemiyorum. Çünkü gidenler burada kestiler hikayeyi. Gerisi sizin
hayal gücünüze kalmış. Bana kalsa hikayeyi şöyle tamamlardım. “Sonra kız,
adamın don lastiğini çıkarıp sapan yapıyor ve...”
Akşamları sahil caddesi çok renkli ve haraketli. Işıl ışıl. Alış veriş için de
ideal. Ara sokaklarda ise sağlı-sollu “gogo bar” lar var. Hani kızların
metal direklere asılarak dans ettikleri barlardan. Yanımda Tayland’a ilk kez
gelmiş olan çok sevdiğim bir dostum var. Zaten şokta, aldım onu hiç ön bilgi
vermeden Coconut isimli “pinpon show” a soktum. Her zamanki klasik
numarama başladım. Kızlar normal bir şekilde dans ederken aniden sahnede
pinpon topu ile bardak içi basketbolu oynamaya, diğeri sigara içmeye başlıyor. Tabi “uzuvları”
ile. Basketin bir zararını görmedim ama diğeri kesin “rahim kanseri”
yapar. Ben o anda garsonu çağırıp birşeyler ısmarlamaya başlıyorum.
Arkadaşım şokta...heyecanla; “cem cem cem bak bak cem” habire dürtüyor beni dirseği
ile... Oralı değilim. Bakmıyorum. Ben garsonla konuşuyorum. 1 dk süren show bitiyor.
Arkadaşım nefes nefese anlatıyor.
-N’oldu n’oldu biliyor musun?...
var ya.. kadınlar...
-Hadi yaaa. Kaçırdık desene.
Neyse bir başka kız çıkıyor
elinde kola şişesi. Hareket malum..Tirbişon.. Arkadaşımdan müsade isteyip hemen
tuvalete gidiyorum. İki-üç show’u arka arkaya izleyen arkadaşım daha bir şokta.
Nasıl nefes nefese anlatıyor. Ben artık balon da patlatsalar, borazan da
çalsalar, jilet veya 20 mt kurdela da çıkarsalar olayı kaçırıyorum! Çok
üzülüyor arkadaşım göremedim diye. Çoook.
Sırası geldi, anlatmadan geçemem. Bayii turları Pattaya’ya yöneldiğinden beri
buralı kızlar da Türkçe öğrenmeye başladı. Bir keresinde bölgenin en kıdemli
kızlarından biri “yan masadan hediye” olarak tarafima yollandı. Hoş beş
iki cümleden sonra sordu.
-Where are you from?
-Turkey.
Kızın Türkçesi gayet net ve anlaşılır idi.
-Turkey? but “gttnskmk yok!”.
Ohaaa.. Başka bir ülkede de aynısını duymuştum. Pessss yani
Sevgilerimle