GiTMEYENi DÖVERLER !

99 EURO ’ya

ROMA, VENEDiK, FLORANSA, KAHiRE, AMSTERDAM        

Gazetede ilan : Roma, Venedik, Floransa, Kahire, Amsterdam  99 EURO.. 4 Gün, Uçak, Otel, Transfer, Şehir turu dahil…

Şaka gibi değil mi?  Kesin bu tur şirketi „kaç-kap“ yapacak ! Bizi „gavur ellerde“ sokaklarda rezil edecek. Yapmasa bile „ucuzdur vardır illeti…“, ya da  „karamanın koyunu, sonra çıkar oyunu“…

Yoo, durun canım. Öldürdünüz adamı. O kadar da değil. Bir dinleyin önce.

Bakın nasıl oluyor bu işler…

Türkiye bir turizm ülkesi. Bu nedenle yurtdışından Türkiye’ye çok talep var. Yabancı tur operatörleri Yaz dönemi „back to back“ dediğimiz arka arkaya zincirleme uçak tutarlar. Yani bir hafta bir grubu Antalya'ya gelirken, aynı uçakla diğer bir grubu ülkesine döner. Uçakların her iki yönü de turistler tarafından doldurulur. 

Peki ya kışın? Onların da bizim gibi dini ve özel bayramları vardır. Biz nasıl bayramlarda yurtiçi veya yurtdışına seyahat etmek istiyorsak onlar da istiyor ve bizden (Türk tur operatörlerinden) kendi bayram dönemlerinde paket program (uçak+otel v.s.) talep ediyorlar. Biz bu paketleri elbette „tek yön uçak“ olarak hesaplayıp teklifini veriyoruz. Ama bu uçaklar buradan Ör. Roma’ya İtalyan yolcuyu almaya giderken boş gidecek. Aynı uçak 4 Gün sonra buradan Roma’ya İtalyan yolcuyu götürüp „BOŞ“ yani „ferry“ dönecek. 

Peki biz n’apıyoruz bu durumda. Uçak boş gidip döneceğine Türk yolcuları koyuyoruz. Sadece ufak bir cathering ve staff (Yiyecek içecek ve personelin ekstra çalışması) + otel, Otobüs masrafını ekleyerek bir tur gerçekleştiriyoruz ve 99 EURO’ya bu turu satıyoruz. Bunu işi de „kamu yararına“ yaptığımız söylenemez. Ayrıca orada gerçekleştirdiğimiz ekstra turlardan da üç-beş kuruş (pardon cent) kar da elde ediyoruz.  

AVRUPALI TÜRKiYE’DE TÜRKLERDEN DAHA UCUZ TATiL YAPIYOR.  

İyi… Bunu anladık. Peki ya biz Türkler Temmuz-Ağustos da geceliği 100 Euro’ya otel bulamazken elin turisti nasıl oluyor da 30 Euro’lara Her şey Dahil otellerde kalabiliyor? Bunu nasıl izah edebilirsiniz? Derseniz… "Bu bir seyahat kültürü sorunuder çıkarım işin içinden. Nasıl mı? Sorarım size. 15 Ağustos’ta çıkmaya karar verdiğiniz bir tatil için en erken ne zaman seyahat acentesine gider, ödemenizi yaparsınız? Eğer 1 hafta önceden daha erkense sizi tebrik ederim. Çünkü çoğu tüketicimiz Cumartesi hareketli tur için Çarşamba, Perşembe günü acenteye ödemesini yapar. İstatistikler ortada. E peki Almanı, Hollandalısı, İtalyanı 15 Ağustos’ta çıkacağı tatil için ne zaman seyahat acentesine gider? Ben söyleyeyim. Kasımda, olmadı Aralıkta. Şubat, Mart’a sarkanlar risk alırlar. Ya tüm satışlar kapanmıştır, ya istedikleri oteli bulamazlar. Ayrıca erken rezervasyon indirimlerinden de faydalanamazlar.

Şimdiki soru şu olabilir. Peki kardeşim sonuçta Kasım’da da alsa, Ağustos’ta da aynı otel, aynı deniz, aynı yemek değil mi? Niye farklı fiyat? Öyle değil işte. „Paket tur“ dediysek 1 paket marlboro anlamına gelmesin. Fiyatı sabit, içinden 20 adet virginia tütünü harman edilmiş sigara çıksın. Otel yatağı bu. Otelci, yada acente O gece müşteri buldu buldu, bulamadı…….gitti paralar. Aynen boş uçan uçak koltuğu gibi. Geri dönüşü yok. İşte bu nedenle otelci Eylülde, ekimde karşısına gelen yabancı tur operatörüne en düşük fiyatını verir. (henüz bunu yapabilecek Türk tur operatörü ve onunda Kasım’da kayıt yaptıracak Türk müşterisi yok). Otelci kapı fiyatı 100 Euro olan otelini, Ekim, Kasımda „yer garantili“ peşin ödeme yapan yabancı tur operatörüne yatak kapasitesinin %50 sini 20, 30 euro’ya verir. Aralık’ta kapısını çalanlara  yer kaldı ise %30 unu 50,60 Euro’dan, mayıs ayında gelen Türk tur operatörüne „şayet elini öperse“ 80 Euro’dan yer verir. Geriye bir şey kalırsa onu da kapı müşterisine saklar. 100 Euro gecelik. İşinize gelirse

Ammaaa. Bazen işler tersine dönüyor. Yani geceliği 100 Euro olan otel 20-30 Euro’ya müşteri bulamıyor. Ne zaman mı? KARANLIK GÜNLERDE… Hatırlayın 11 Eylül’ü,  5 Nisan kararlarını, APO krizini, Körfez savaşını… Allah bir daha böyle günler göstermesin de biz 100 Euro’ya otele gidelim. Aslına bakarsanız da bugünlerde „GRI GÜNLER“ yaşıyoruz turizm de. Kuş Gribi, Belediyelerin içki yasağı, zehirlenip çöplere atılan köpekler, En son doğuda ki olaylar v.s.

Unutmamalıyız. Turizm bir bacasız sanayidir. Elde ettiğimiz geliri sadece 15 milyar USD, 4,5 milyon kişiye aş ve iş olarak bakmamalıyız. Avrupa birliğine girmek isteyen, yabancı yatırımcı arzu eden, uluslararası platformlarda söz sahibi bir ülke istiyorsak ilk önce hedef ülkelerle ve halkları ile „Kültürel Yakınlaşma“ yı sağlamamız lazım. Kısaca bize Turist lazım. Ama sadece „para için“ değil…

Türkiye’nin aydınlık yüzü Turizm“dir. Lütfen onu „siyasete“, „peçe“ ye ve „kana“ bulaştırmayın.

Sevgilerimle

Cem Polatoğlu diğer yazıları için tıklayınız